DİNLEMEK VE KONUŞMAK: Genellikle dinlemenin konuşmaktan daha kolay olduğu düşünülür. Oysa terapide tam terisidir.
MATRİX VE PSİKOLOJİ: İnsan eli ile üretilen, ortaya koyulan eserin her birinin psikolojik açıdan analiz değerleri yüksektir. İnsan ortaya koyduğu, ürettiği her eserde bilerek yada bilmeyerek kendini iç dünyasını, yaşadığı dünyayı, yaşamı, ölümü ve...
DİALEKTİK YÖNTEM NEDİR ? İnsanın bilinmeyen dünyasına adım atmak, onun en gizemli yönlerini keşfetmek ve onu en doğru biçimde tanımlamak. Eğer amacımız bu ise bilgi edinmenin yanı sıra, edindiğimiz bilgiyi işlemede bir yöntemimizin de olması gerekir
12
 
f- PSİKOTERAPİ SÜRECİ
 

Genellikle haftada bir yapılan görüşmeler şeklinde sürer. Basit sorunlarda, kısa dönem sorun odaklı bir terapi şeklidir. Soruna göre görüşmelerin süresi değişiklikler gösterir. Basit bir bilgilendirme ile çözümlenecek sorunlar için 3-5 seans yeterli olur. Ancak genillikle ortalama süre 10-20 seanstır.

Sanılanın aksine dertleşme ya da sohbet değildir psikoterapi. Bazı tanımlarda ‘’Konuşma tedavisi’’ diye geçer ama, tek başına konuşma psikoterapi’yi tanımlamada çok sığ kalır. Çünkü danışan ve terapist arasında çalışan süreçte konuşma sadece %20 lik bir yer tutar. Bunun dışında çalışan %80 lik bir  bilinçdışı süreç vardır ki, bu gözle kolay kolay görülemez. Asıl dönüşümü, değişimi sağlayan ise terapi sırasında gözle görülemeyen bu bilinçdışı süreçtir. 

 Psikoterapi daha çok bir ruhsal yolculuk, bir sanat,  bir akış, bir ahenktir terapist ve danışan arasında. Cümlelerin, sözcüklerin ötesinde bir alışveriştir. Sözcüklerin durduğu kısa sessizliklerde, yaşanan büyük değişimler ise bu görünmez alışverişin açık kanıtıdır.

 

Hangi psikoterapi çeşidi olursa olsun, psikoterapilerin dayandığı dört bileşen vardır ve bunlar psikoterapi’nin şeklini, kimyasını belirler. Dünyanın neresine gidersek gidelim psikoterapileri incelediğimizde, bu bileşenleri görebiliriz. Bunlar; teorik bilgi, kültürel kodlar, terapistin kişiliği ve son olarak da sezgi gücüdür.

 

  1-Teorik Bilgi:  Evrensel teorik düzeydeki kitap bilgilerdir. Psikoterapilerde ilk adım bunları kavramak ve bu bilgileri gözlemleyebilir ve uygulayabilir hale gelmektir. Kitaplarda yazan bilgiler bize insanı anlamada bizden önceki çabaları gösterir. Bunlar ise zifiri karanlıkta bir bilinmez olan insanı, ancak alaca karanlıkta nispeten görülebilir hale getirir. Bu noktadan sonra bizim bu bilgileri gerçek yaşam içerisinde gözlemleyebilir ve uygulayabilir hale gelmemiz gerekir.

Bunu bir örnekle ile açıklayalım. Eğer yüzmeyi öğrenmek istiyorsanız önce yüzme tekniği hakkında teorik bir bilgi alırsınız. Sonrasında ise edindiğiniz bu teorik bilgiyi pratiğe dökmeniz, denize girmeniz gerekir. Denize girdiğiniz anda boğulmamanız için sizi kurtaracak şey öğrendiğiniz teorik bilgilerden çok, o anda bu bilgileri gerçek yaşama uygulayabilme becerinizdir.

 

2- Kültürel Kodlar: Kitaplardan edindiğimiz teorik bilgileri yaşadığımız toplumun sosyo- kültürel yapısına göre uyarlamak gerekir. Eğer teorik düzeyde kitaplara girmiş bilgiler, kültürel kodlarla sentezlenmeden terapi odasına taşınmış ise, terapi sürecinin yürümesi mümkün değildir. Bunun sebebi terapinin sözlerle değil, duygularla yapılıyor olmasıdır. Duygular ise ancak bazı kültürel kodlarla yaşanan eşduyum ile açığa çıkar. Terapi sırasında terapist, danışanının üzerinde iyi ya da kötü bir duygusal dalgalanma yaratabiliyorsa, bu terapi sürecinin çalıştığını gösterir.  Duyguların harekete geçmesi  ise kültürel metaforların, sembollerin bulunması ve terapist tarafından işlenmesine bağlıdır.

 Terapist, danışanı ile ilk karşılaştığı andan itibaren onun bilinçdışında bazı arketipleri uyarır. Danışanı ona bazı anlamlar yükler. (Büyücü, bilge, kahraman, anne, baba)  Terapist, eğer yaşadığı toplumun kültürel yapısını iyi tanıyorsa, danışanının bilinçdışında hangi arketipi uyardığını bilir ve danışanın yüklediği rolü taşıyabilir. Bu ise terapide, danışanla arasında yakalanması gereken eşduyum için gereklidir.

 

 3- Terapistin kişiliği: Evrensel teorik düzlemdeki bilgileri kültürel kodlarla yoğuran terapist, bu bilgileri kendi kişilik özelliklerine de yedirmek zorundadır. Psikoterapide terapist, bilerek yada bilmeyerek danışanına kendi ruh halini bulaştırır. Bu da terapistin  kendini tanıma ve anlama süreci içerisine girmesini zorunlu kılar. Ancak kendini tanıma sürecinden başarılı bir şekilde geçmiş bir terapist, danışanına bu sağlıklı ruh halini bulaştırabilir. İyileşme dediğimiz şey ise büyük oranda bunun sonucunda gerçekleşir.

 

4- Sezgi Gücü: Bilginin, kültürel kodların ve terapistin öznel deneyimlerinin tükendiği noktada devreye girer. Bu aynı zamanda insanda yaratıcılığı oluşturan etkendir. Bunu biraz daha açmak gerekirse; bir psikoterapi seansı sırasında terapistin zihninde, danışanın anlattığı konu ile alakasız bir görüntü, söz, ya da duygu belirebilir. Bu parazit düşünceler durup dururken gelmemiştir. O esnada muhakkak danışanın sözleri, terapistin bilinçdışında bir şeyleri tetiklemiştir.  Bu ise zincirleme bir tepkiye neden olarak o parazit görüntü, ses ya da duygunun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu  parazit düşüncenin analizini yapan terapist, terapisinde dördüncü boyutu yakalamış olacaktır.

 

Tüm bu boyutları psikoterapi’nin ana maddeleri olarak düşünebiliriz. Terapi’nin şekli ve kalitesi ise biraz önce saydığımız maddelerin birbirleri ile ne derece kaynaşıp, eklemlendiğine bağlı olarak değişecektir.

 

 

 
PSİKOLOG UFUK MAVİENGİN
Bostanci / Istanbul (Çalışma saatleri pazar hariç her gün 09:00 ila 21:00 arasıdır.) - Tel : 0 216 373 55 39 - GSM : 0532 477 13 72 - E-Mail : hipnoterapist@msn.com