DİNLEMEK VE KONUŞMAK: Genellikle dinlemenin konuşmaktan daha kolay olduğu düşünülür. Oysa terapide tam terisidir.
MATRİX VE PSİKOLOJİ: İnsan eli ile üretilen, ortaya koyulan eserin her birinin psikolojik açıdan analiz değerleri yüksektir. İnsan ortaya koyduğu, ürettiği her eserde bilerek yada bilmeyerek kendini iç dünyasını, yaşadığı dünyayı, yaşamı, ölümü ve...
DİALEKTİK YÖNTEM NEDİR ? İnsanın bilinmeyen dünyasına adım atmak, onun en gizemli yönlerini keşfetmek ve onu en doğru biçimde tanımlamak. Eğer amacımız bu ise bilgi edinmenin yanı sıra, edindiğimiz bilgiyi işlemede bir yöntemimizin de olması gerekir
12
 
a- DEPRESYON - PANİK ATAK
 

DEPRESYON

Hayat karşısında doğduğumuz andan son nefesimize kadar değişik sorunlarla uğraşırız. Doğumdan hemen sonra bile baş edilmeyi bekleyen sorunlar vardır. Annenin sıcak ve güvenli karnından çıkan bebek bir anda bir uyarı bombardımanı yaşar. İlk sorun nefes almaktır. Doğum anında bebeğin yaşadığı şok onu bir refleks olarak nefes almaya zorlar. Bebek yaşadığı bu ilk sorun sayesinde nefes almaya başlar. Bebek gelişimi boyunca birçok sorunla baş etmeyi öğrenmek zorundadır. Her sorun ölümü, her sorun karşısında üretilen çözüm ise yaşamı sembolize eder.

Eğer organizma sorunlarla baş edebilecek yeterli donanıma sahip değilse, bir savunma olarak, içe çekilerek hayatta kalmak adına daha az enerji harcar. Biz ise buna DEPRESYON diyoruz. Yani organizmanın çözümleyecek beceriye sahip olmadığı sorun karşısında kabuğuna çekilmesi. Bu aslında bir savunma mekanizmasıdır. Evrimsel perspektifte bakarsak, bazı canlılar başa çıkamadıkları doğa koşulları karşısında hayatta kalmak adına benzer savunmalar kullanırlar. (Yiyeceğin azaldığı kış dönemlerinde daha az enerji harcamak adına kış uykusuna yatmak gibi)

İnsanda da durum aynıdır, bu bir yakının kaybı olabilir, bir ortam değişikliği, ayrılık yada dışarı vurulamayan bir öfke. Hepsi de yaşam karşısında insan için bir sorundur. Eğer kişide yaşam içerisinde bu sorunlarla baş edebilecek etkin stratejiler geliştirmiş bir kişilik örüntüsü var  ise değişerek yeni duruma çok çabuk adapte olur. Sorunlar aslında bireyi değişime ve gelişime zorlar. Her sorun ve çözüm bireyi hayat karşısında daha olgun bir seviyeye taşır.

 Uyguladığımız psikoterapilerde amaç kişiyi sadece depresyondan çıkarmak değildir. Amaç, kişiyi daha depresyona girmeden sorunlar karşısında hayatla baş edebilecek etkin yaşam stratejilerini kazandırmaktır. Yaşam karşısında çözümleri üretebilen bireyler ise, kişilik yapılarında olgunlaşarak bir basamak yukarıya evrilirler.

 

PANİK ATAK

 

 

Bireyin duygularına yabancılaştığı, kendini hissedemez bir ruh haline girdiği durumun sonucunda yaşanır panik nöbetleri. Bu sorunla bize başvuran danışanlarımızda gözlemlediğimiz ortak noktalar vardır. Bu ortak noktalar, insanlara, yaşadıklarına karşı iç dünyalarında biriken çok büyük bir engellenmişlik ve tahrip etme arzusudur. Ancak kişi bunu bilinç seviyesinde algılayamaz, hissedemez. Adeta kendi duygularına, hislerine zaman içerisinde yabancılaşmıştır.

 

Bu belirtileri ortaya çıkaran en önemli neden, bireyin gelişim evreleri sırasında oluşan okkb ve narsistik kişilik örüntüsüdür. Bu kişilik örüntüsü nedeni ile duygularını bastıran kişi bir süre sonra bunlara yabancılaşır ve bu duyguları hissedemez hale gelir. Yıllar içerisinde ise bilinçdışında biriken ve ihmal edilen bu duygular, bir olayın tetiklemesi ile isyan ederek dışarı çıkma savaşı verirler. Bu ilkel duygular isyan etmeye başladığı anda alarm veren bilinçdışı, savunma düzeneklerinin tamamını  kullanarak bunları bastırmaya çalışır. Bilinç düzeyine yükselmek isteyen ilkel saldırgan yönlerimizle, onu kontrol altında tutmaya çalışan savunma düzeneklerimiz arasında bir savaş başlar. İçeride cereyan eden bu şiddetli çatışmayı kişi nefes alamama, boğuntu hissi, kalp çarpıntısı ve ''öleceğim'' hissi olarak algılar.

 

Tek başına sadece burada saydığımız belirtileri (çarpıntı, nefes alamıyorum hissi, ölüm korkusu, baş dönmesi) ortadan kaldırmaya çalışmak,  boşuna bir çabadır. Panik nöbetlerinin çıkışı tek bir nedene bağlı değildir. Erken yaşta şekillenen okkb ve narsistik kişilik örüntüsünün, yıllar içerisinde biriktirdiklerinin bir patlamasıdır. Amaç, bu kişilik örüntüsünü uyguladığımız psikoterapilerle yeniden hisseder, duygularını tanır ve tanımlar hale getirmektir. Bunu yaparken içeride yıllar içerisinde bastırılmış şiddet duygularının da uygun bir şekilde kademeli olarak deşarj edilmesi ve bireyin psiko-sosyal yaşamının da düzenlenmesi gerekir. Psiko-sosyal yaşamın düzenlenmesi ise danışanımızın çevreyle, insanlarla etkin ve sağlıklı ilişkiler kurabilmesi, sorunlar karşısında gerçekçi bir şekilde baş edebilecek çözümler üretmesi anlamına gelir.

 

Bu. bireyi hayat karşısında daha zengin yapar. Yaşadığı andan zevk almasını, insanlarla derin, güvene dayalı duygusal ilişkiler kurabilmesini temin eder.

 

 

 
PSİKOLOG UFUK MAVİENGİN
Bostanci / Istanbul (Çalışma saatleri pazar hariç her gün 09:00 ila 21:00 arasıdır.) - Tel : 0 216 373 55 39 - GSM : 0532 477 13 72 - E-Mail : hipnoterapist@msn.com